Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Teoman Duralı İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü tarafından, 20 Ekim 2026 tarihinde “Mükellefiyet” başlıklı bir konferans düzenlendi.
Ali Arslan Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen etkinlikte, Zonguldak’ın tarihsel ve toplumsal hafızasında önemli bir yere sahip olan mükellefiyet uygulaması ele alındı.
Konferans kapsamında değerlendirmelerde bulunan Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yücel Namal, Zonguldak’ın yalnızca Türkiye’nin önemli sanayi ve madencilik merkezlerinden biri olmadığını, aynı zamanda emek tarihi bakımından da zengin bir tarihsel mirasa sahip olduğunu vurguladı. Mükellefiyet uygulamasının bölgenin sosyal, ekonomik ve demografik yapısı üzerinde derin etkiler bıraktığına dikkat çeken Namal, bu tür tarihsel meselelerin akademik bir perspektifle ele alınmasının ve özellikle genç kuşaklara aktarılmasının önemine işaret etti.
Yerel tarihin genel tarih yazımı içerisindeki önemine de değinen Namal, Zonguldak’ın madencilik geçmişinin yalnızca ekonomik gelişmeler üzerinden değil, insan hikâyeleri, çalışma hayatı ve toplumsal dönüşümler çerçevesinde de değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Üniversitelerin bulundukları şehirlerin tarihsel ve kültürel mirasının araştırılması, korunması ve gelecek nesillere aktarılmasında önemli sorumluluklar üstlendiğini ifade etti.
Konferansın konuşmacısı Metin Köse ise özellikle II. Dünya Savaşı yıllarında Zonguldak kömür havzasında uygulanan mükellefiyet sisteminin tarihsel arka planını, çalışma koşullarını ve bölge halkı üzerindeki sosyal ve ekonomik etkilerini ele aldı. Zonguldak’ın madencilik geçmişinin Türkiye’nin sanayileşme sürecindeki önemine dikkat çeken Köse, mükellefiyet uygulamasının bölgenin toplumsal hafızasında bıraktığı izler üzerinde durdu.
Zonguldak’ın yerel tarihine ve madencilik kültürüne yönelik tarihsel farkındalığın artırılmasına katkı sunan konferans, bölgenin geçmişinin farklı yönleriyle ele alınmasına imkân sağladı.
Tarih Topluluğu'nun düzenlediği etkinlik, Tarih Bölümünün kentin tarihsel ve kültürel mirasına yönelik akademik ve toplumsal faaliyetlerinin önemli bir örneğini oluşturdu.









