Dr. Öğr. Üyesi Yusuf Ötenkaya’nın yeni çalışması, İbn Haldûn’un siyaset ve toplum düşüncesini merkeze alarak devleti ideal ilkelerden ziyade insan doğasının, toplumsal dayanışmanın ve tarihsel zorunlulukların bir ürünü olarak ele almaktadır. Bu kapsamda eser, iktidarın kökenini, sürekliliğini ve çözülüşünü metafizik varsayımlardan arındırılmış bir perspektifle analiz etmektedir.
Çalışmada devlet; kutsallaştırılmış bir amaç ya da salt bir tahakküm aracı olarak değil, insan topluluklarının tarihsel tecrübeleri içinde ortaya çıkan zorunlu bir örgütlenme biçimi olarak yeniden yorumlanmaktadır. Bu yaklaşım, İbn Haldûn’u yalnızca İslam siyaset düşüncesi içinde değil, küresel siyaset teorisi tartışmaları açısından da özgün bir konuma taşımaktadır.
Asabiyet ve İktidarın Dönüşümü
Eserde asabiyet kavramı, devletin hem kurucu hem de çözücü dinamiği olarak ele alınmaktadır. Toplumsal dayanışmanın siyasi iktidarı mümkün kılan enerjisinin, refah ve yerleşik hayatla birlikte nasıl zayıfladığı ve bu sürecin iktidarı neden giderek zor ve bürokrasiye bağımlı hâle getirdiği kapsamlı biçimde incelenmektedir.
Din, adalet, hilafet ve saltanat gibi kavramlar ise idealize edilmeden; tarihsel işlevleri ve sınırları çerçevesinde değerlendirilmektedir. Meşruiyetin, ilahi bir temelden ziyade toplumsal ihtiyaçlar ve güç dengeleri üzerinden nasıl üretildiği açık bir şekilde ortaya konmaktadır.
Güncel Tartışmalara Katkı
İbn Haldûn’un döngüsel tarih anlayışı ve insan doğasına dair tespitleri, modern siyaset teorileriyle önemli kesişim noktaları sunmaktadır. Devletlerin çöküş nedenleri, iktidarın sürdürülebilirliği ve adaletin yapısal bir zorunluluk oluşu gibi temel meseleler, tarihsel-sosyolojik bir çerçevede ele alınmaktadır.
Bu yönüyle eser, İbn Haldûn’u yalnızca tarihsel bir figür olarak değil, günümüz siyaset ve toplum tartışmalarına katkı sunan canlı bir teorisyen olarak yeniden değerlendirmektedir.
Yusuf Ötenkaya’yı bu kıymetli çalışmasından dolayı tebrik eder, akademik hayatında başarılarının devamını dileriz.
